skip to Main Content
0 216 321 86 83 bilgi@risusinternational.com

Rekabet Gücünü Artırmak için Yenilikçi Girişimcilik Kapasitesi ve Yetkinlik Modeli

Yenilikçi ürün ve teknolojilerin, tüketici ihtiyaçlarına yön verme, tüketici alışkanlıklarını değiştirme ve yeni pazarlar yaratma açısından geleneksel ürünlere göre çok daha etkili olduğunu son yıllarda yaşadığımız hızlı gelişmeler ortaya koymaktadır.

İşte bu noktada Yenilikçi Girişimciliğin, rekabetçi ekonomilerin belirlenmesinde öne çıkan ve fark yaratan oldukça önemli bir unsur olduğunu bütün şirketlerin kabul ettiğini ve buna ihtiyaç duyduğunu görüyoruz.

Yüksek rekabet ve hızlı yaşanan değişimlerin sonucunda artık ülkelerin ekonomilerinin de birer şirket gibi yönetildiğine şahit oluyoruz. Özellikle inovasyon ve rekabetçilik liginde üst sıralarda yer alan ülkelerin kendi büyüme planları doğrultusunda bütün dünyaya yön verecek şekilde yenilikçi girişimlerin önünü açaçak bir gelişim ve yatırım ekosistemi yaratmaya odaklandığı kaçanılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’nin bu hızlı gelişmelere aynı şekilde karşılık vermek ve rekabet liginde üst sıralara yükselmek için daha çevik hareket etmesine ve daha çok çalışmasına ihtiyacı olduğunu istatistikler çok net ortaya koyuyor.

İnovasyon ve Girişimcilik bütün dünyada mercek altında

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından her yıl izlenen Küresel Rekabetçilik Indeksinde (GCR) 3 sınıf altında toplanan dünya ekonomileri içinde Türkiye verimlilik odaklı ülkeler kategorisi olan 2. sınıfta yer alıyor. Türkiye’nin rekabetçilik görünümüne bakacak olursak, Türkiye verimlilik odaklı ülkeler kategorisinden inovatif yani yenilikçilik güdümlü ülkeler kategorisine geçiş aşamasında olmakla birlikte 2016 yılında yayınlanan Küresel Rekabetçilik Indeksi* (GCR – Global Competitiveness Report) raporuna göre geçmiş son 3 yılın verilerini karşılaştırdığımızda, 144 ülke arasında Türkiye’nin rekabetçiliği, 44. sıradan 51. sıraya düşüş gösterdi. Aynı raporda, “Pazar Büyüklüğü” olarak 16. sırada bulunmamız sayesinde iç pazar hacmimizle rekabetçi gücümüzü kısmen aynı seviyede koruduğumuz söylenebilir.

Diğer bir izleme kriteri olan Küresel Inovasyon Indeksi*(GII – Global Innovation Index) verilerini gözden geçirdiğimizde Türkiye’nin verilerinde ve sıralamasında aynı şekilde 2014 yılına göre 54. sıradan 58. sıraya bir düşüş söz konusu olduğunu görüyoruz. Avrupa Birliği tarafından her yıl düzenli olarak izlenen Avrupa Birliği Inovasyon Skoru 2015 yılı raporuna (EU IUS) göre ise Türkiye ılımlı yani düşük inovasyon yapan ülkeler arasında yer alıyor. Bununla birlikte 2012 yılında bulunduğumuz son sıradaki yerimiz, 2014 yılında özellikle şirketlerin ARGE dışında yapmış olduğu inovasyon ve yenilikçi ürün satışları sayesinde %7’lik bir büyüme skoru ile daha üst sıralara yükselebilmiştir. Kısaca, Türkiye Avrupa Birliği ülkelerinin inovasyon ortalamasından daha yüksek bir inovasyon skoru elde etmiş ancak dünya ülkeleri sıralamasında ise inovasyonda daha yavaş kalmıştır.
Girişimcilik karnemizde ise çok daha pozitif bir tablo görmekteyiz. Küresel Girişimcilik Indeksi 2015 (GEM – Global Entrepreneurship Monitor) raporu verilerine göre ülkemizde Girişimciliğin bir kariyer fırsatı olarak görülmesinde, girişimci çalışanların aktivitelerinde ve erken dönem girişimcilerin sayısında bir artış olduğu görülmektedir.

Girişimciyiz Ama! Rekabet Gücümüzü Artırmak için Yenilikçilik Kapasitemizi Geliştirmeye İhtiyaç Var…

Tüm bu göstergeler ışığında Türkiye olarak girişimci olduğumuzu ama yenilikçi olmadığımızı söylemek yanlış olmaz. Rekabet gücümüzü artırmak için diğer ekonomilerde olmayan daha özgün yenilikçi çözümler üretmeye ve buluşlar yapmaya ihtiyacımız var.
Peki daha yenilikçi buluşlar için ne yapmamız gerekiyor? Yaptıklarımızı nasıl daha farklı yapmaya ihtiyaç duyuyoruz?
Özellikle araştırmaların da ortaya koyduğu verilere baktığımızda yapısal reformların yanısıra yenilikçi girişimlerin hayata geçtiği bir girişimcilik ekosistemi yaratabilmek için dikkat çekici unsurların başında yenilikçilik kapasitemizi geliştirmek geliyor. Bunun için de iş gücü piyasalarının bu ihtiyaca cevap vermesi ve daha güçlü bir işbirliği ortamının oluşması kaçınılmaz.

Şirketlerimizin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayırdıkları bütçede özellikle 2008-2009 kriz dönemi sonrasında Avrupa ülkelerinde yaşanan düşüş gibi bir düşüş görülmemekle birlikte ARGE faaliyetlerimiz ve yenilikçi ürünler geliştirecek işgücünün yetişmesine olanak sağlayan Üniversite-Sanayi işbirliği ortamı henüz yeterli değil. Bununla birlikte lider inovatif ülkelerin ve şirketlerin yaptığı patent başvurusu ve yayın sayısı yanında ülke olarak bile oldukça alt sıralarda olduğumuz görülmektedir.
Yani yenilikçi girişimler yapmak istesek bile bunu yapacak insan kaynağına ve bu kaynağın teşvik edileceği bir ortama yüksek rekabette daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Yenilikçilik kapasitemizi artırmak için yetenekli işgücünün yetişmesini sağlayacak bir eğitim sistemine ve değişimi teşvik eden liderlerin yetişeceği dinamik iş süreçlerine adım atmamız kaçınılmaz.

Daha yenilikçi düşünen ve girişimci davranan bireyler yetiştirmek ve bunları teşvik etmek için hem daha girişimci bir eğitim sisteminde hem de daha değişime açık kurumlara ihtiyacımız var.

Daha Yenilikçi Düşünen Girişimci Ekosistemi Nasıl Oluşturulur?

Fırsatları görmek, bunları yakalamak ve karlı bir yatırıma dönüştürmek girişimci yetkinlikleri gerektirir. Girişimci bireyler farklı düşünmekten ve hata yapmaktan korkmayan, büyümek için çevik hareket eden işbirliği kuran bireylerdir.

Yenilikçi düşüncenin temelinde ise meraklı olmak, araştırmak, içinde yaşadığın koşulları geliştirmek için sorgulamak, denemek ve yanıldığında tekrar denemeye istekli olmak ve hayallerinin peşinde koşmak vardır.

İşte yenilikçi ülkeler ve şirketler, daha girişimci bir ekosistem geliştirmek için farklı düşünen bireylerin önünü açmaktan ve fikirlerini desteklemekten kendilerini sorumlu tutar ve bunun için harekete geçerler.

Geleneksel ekonomiklerde ise tam tersine mevcut pazar, ürün ve hizmetleri korumak için yenilik ve değişimi kendilerine bir tehdit olarak görür ve statükocu davranarak yeniliğe ve farklı fikirlere değer vermeyen ve direnç gösteren bir tutum sergilerler.

Yenilikçi Girişimcilik Yetkinlik Modeli ile Yenilikçilik Potansiyelinizi İzleyin

Yenilikçi Girişimcilik Yetkinlik Modeli ile kurum için çalışanların, kendi işini kuran girişimcilerin ve iş hayatına hazırlanan üniversiteli gençlerin yenilikçilik ve girişimcilik performanslarını izlemek ve bu yönde potansiyellerini geliştirmek mümkün.

Yenilikçi Girişimcilik_5

Yetkinlik Modeli sayesinde yenilikçilik kapasitesi,

• İş hayatında rekabet avantajı sağlamak için şirketlerin ve çalışanların pazar dinamiklerini ve müşteri ihtiyaçlarını ne ölçüde merak edip araştırdıkları
• Kendi iş süreçlerinin verimliliğini artırmak için nasıl sorguladıkları ve
• Daha mükemmel sonuçlara ulaşmak için ne tür yeni şeyler denediklerini ve geliştirmeye odaklandıkları somut kritlerle izlenebiliyor.

Aynı şekilde girişimcilik kapasitesi ise,

• Pazarda gözlem yapıp iş fırsatlarını nasıl algıladıkları
• Başarısızlıktan ve hata yapmaktan korkmadan iş fırsatlarını nasıl yatırıma dönüştürdükleri
• Yatırımları büyütmek için ne kadar çevik hareket ettikleri ve
• Sağlam bir zeminde işi geliştirmek ve yaygınlaştımak için ne tür işbirlikleri kurduklarını anlamak, somut gözlem ve verilerlerle ortaya koyuluyor.

Gelişen Türkiye için Her Birey Girişimci Potansiyelini Kullanmaya Hazır Olsun

Ülkemizin gelişmişlik düzeyini artırmak ve inovasyon liginde çıtayı yükseltmek için iş hayatı ve akademik hayatındaki her bireyin daha etkin bir işbirliği, biribirine güven içinde girişimci potansiyelini kullanmasını ve geleceğimiz için sorumluluk almasını diliyorum.

Tülay Bozkurt
Kurucu, Danışman ve Eğitmen
Risus Inernational
Istanbul, 08 Ocak 2016

Küresel Raporlara Erişim için Kaynakça
• Küresel Rekabetçilik Indeksi* (GCR – Global Competitiveness Report)
• Küresel Inovasyon Indeksi*(GII – Global Innovation Index)
• Avrupa Birliği Inovasyon Skoru 2015 yılı raporuna (EU IUS)
• Küresel Girişimcilik Indeksi 2015 (GEM – Global Entrepreneurship Monitor)

Back To Top