skip to Main Content
0 216 321 86 83 bilgi@risusinternational.com

Kurumsal Bağlılık Önemlidir, Neden Mi?

Kurumsal bağlılık üzerine yazdığım bir yazı, yıl sonu yaklaşırken, tekrar okuyalım, üzerinde düşünelim istedim…

Kurumsal Bağlılık Önemlidir, Neden Mi?

Hemen her şeyi ti’ye alırken “düşündürten” konuşmalar çok hoşuma gidiyor. Duayen eğitimcilerimiz ve danışmanlarımız sahnede birer Cem Yılmaz’a dönüşürken iş hayatında kullanılan pek çok kavramın ve uygulamanın konuşma içinde yerden yere vurulmasından herkes pek hoşnut. Yaşadığımız dramı alkışlıyoruz, eğleniyoruz, vay be çok doğru diyoruz. ti’ye almak insanı rahatlatıyor.

Eleştirilerden nasibini alan kavramlardan biri de “Kurumsal Bağlılık”.
İş hayatında “Bağlılıkla Uğraşmak Boş İş midir, Değil midir?” biraz düşünelim, birlikte sorgulayalım istedim bu yazımda.

Kafa Yoracağımız Şey: “Hayat bağlardan ve bağlantılardan oluştuğu için bağlılık, insan türü son buluncaya kadar pazarlamacısından, satışçısına, yetenek yöneticisinden kadın erkek ilişkisine kadar herkesin gündemini meşgul edecek ve kafa patlatacağı bir husus olmaya devam edecek”

Neden Mi?

1. Hayatla kurduğumuz ilk bağlantı “Göbek Bağı”: Hepimizin yaşantıladığı en önemli bağ anne karnında geçirdiğimiz ve sıfırdan hayata tutunduğumuz, 9 aylık gelişim serüvenimizdir. Ben göbek bağsız dünyaya geldim, bu husus beni bağlamaz diyen var mı?

İş hayatının ilk yılları da tıpkı bir annenin çocuğunu karnında beslemesi gibi insanı besler ve büyütür. Uzuvların oluşması için, beynin gelişmesi için bu beslenme sürecinin sağlıklı bir şekilde sabır içinde geçmesine çok ihtiyaç vardır. Aksi takdirde kariyer hayatımız boyunca uğraşacağımız pek çok engeli kendi kendimize oluşturmuş oluruz.

2. Bağımsız Filozof “Diyojen” Sendromu: Sinop’tan Atina’ya sürülen ve kendini bir dünya vatandaşı olarak gören Diyojen, yerel geleneklere bağlı kalmayı reddeden ve medeniyete karşı çıkan en dikkat çekici kişilerden biridir. Diğer insanlara bağlı ve bağımlı olmaktan kurtulmak ister. Herkesin de kendisi gibi bağımsız yaşaması gerektiğini savunur.

Meşhur fıçısı, feneri ve köpekleri ile yaşamını sürdürür. Psikoloji de klinik bir tablo olarak adlandırılan “Diyojen Sendorumu”, toplumdan kopuk, bağsız, imkanları olmasına rağmen kendi potansiyelini kullanmayan ve kendine bakmayan kişiler için kullanılır.

Zekası ve fikirleri ile oldukça dikkat çekici bir kişi olduğu söylenen Diyojen, kendisini ziyarete gelen Büyük İskender’e “Gölge Etme Başka İhsan İstemem” der. Büyük İskender’de bu kadar büyük olmasaydım “Diyojen” olmak isterdim diyerek kariyerinde oldukça ironik bir 2. tercih yapar.

3. “Gesi Bağları” Bağlılık Üzerine Yakılmış Bir Ağıt: Selda Bağcan’ın güzel sesinden Gesi Bağları Türküsü’nü dinlemeyen olabilir, türkünün linkini sizin için buraya ekledim.Gesi Bağları’nın hikayesi de konumuzla oldukça ilgili ve tanıdık. Baba ocağından çok uzaklara Kayseri’ye köye gelin giden, umduğunu bulamayan, eski sıcak yuvasını ve konforlu günlerini özleyen bir kadının ağıtıdır.

Biz ağıtın bir kaç dizeden oluşan çok kısa bir türküsünü dinleriz, aslı 100’ün üzerinde dörtlüğü içerir. Ağzıyla kuş tutsada yeni ailesine yaranamayan şehirli gelinin bir sevda uğruna kabusa dönen hayatı ile ilgili anlatacak çok şeyi vardır.

Çalıştığımız bir şirketten yeni bir heyecan ve tecrübe için ayrılma kararı aldığımızda, gideceğimiz yeni yerdeki ilişkileri, çalışanların mutlu olup olmadığını, yeni bir şeyler öğrenip öğrenemeyeceğiniz, terfi olanaklarına ne kadar sürede ulaşıp ulaşamayacağınız gibi pek çok üzerinde düşünülmesi gereken husus var.

Aksi takdirde anlık heveslere kapılıp eski bağlarla tekrar bağlantı kurmak özlemi kaçınılmazdır.

Bağlılık “Never Dies”

Tulay Bozkurt
1 Haziran 2015

Back To Top